| |
Tan
Mavi Beyaz Çocukevi ziyaretimiz
MaviBeyaz cocukevini ziyarete gittiğimizde sessiz ve sakin bir sokağın içinde olduğunu gördük.
Kadıköy, Feneryolu, Yazıcıbaşı Lale sok. No: 8.Kuyubaşı'nda bulunan Mavi Beyaz Çocukevine sokaktan baktığımızda okulun dış görüntüsünü yıldızlarla kaplı bir masal bahçesine benzettik. Çok hoş görünüyordu.
Bahçe içinde bulunan dışarıdan cıvıl cıvıl görüntüdeki üç katlı bu binaya girmek için sabırsızlandık.
Okulun ön ve arka tarafı çocukların oynayabilmeleri için bir çok oyun alanı ve malzemelere sahipti. Okulun bahçesine girer girmez binanın kapısında kurumun sahibi Nilüfer Öktemer hanım belirdi. Gülen yüzü ile bizi içeriye, odasına davet etti. Ayaklarımıza geçirdiğimiz galoşlarla içeri girdiğimizde okulun içerisindeki pozitif ortam bizi bir anda etkilemişti.
Çaylarımızı içerken Nilüfer hanımla da sohbete başladık.
Kendisi bize Okulun 1973den bu yana var olduğunu O günden bu yana da okulu kendisinin yönetmekte olduğunu, okulda 2-6 yaş çocuklara eğitim hizmeti verdiklerini belirtti. Güzel ve bir o kadarda sıcak ortamda yaptığımız bu sohbette kendisine sorular yönelttik.
Ö.Irmak - Okul öncesi eğitim alanında çalışıyorsunuz. Amaçlarınız nelerdir?.
N.Öktemer - Amacımız çağdaş ve ilerici bir yaklaşım hedeflenerek bir bütün olarak çocuğun gelişimi ilkesi ile hizmet vermektir.
Ö.Irmak – Eğitim sisteminiz hakkında bize bilgi verebilirmisiniz?.
N.Öktemer - Çocukevimizin eğitim anlayışı maksimum çocuk mutluluğu üzerine kurulmuş olup var olan tüm program ve uygulamalar bu prensibe göre belirlenmiştir.
Hassas okul öncesi gelişim dönemindeki çocuklarımızı, kalıplaşmış programlar yerine onların seçme ve zamanlamaları ile modern sistemlerle eğitiyoruz.
Mavi Beyaz Çocukevi’nin eğitim sistemi klasik sistemlerle uygulanmakta, ancak tabii ki zaman zaman High Scope ve Montessori sistemlerinden de alıntılar yapılmaktadır. Özellikle bir çok çalışmalarımızda Maria Montessori’ nin şu ilkelerine öncelik veriyoruz.
Emici zihin ve işleyişi, gelişimdeki duyarlılık dönemleri, tekrarın önemi, önceden hazırlanmış bir çevrenin gerekliliği, çocuğu iç disipline yönelten bir özgürlük anlayışı, dikkatin yoğunlaşması, çalışma şevki ve sevinci, çocuğun toplumsal bir varlık olarak gelişmesi.
Geleneksel eğitim teorileri her zaman en geçerli yöntemler olmaktadırlar.Ancak çocuklarımız 21. yüzyılda yaşamaktadırlar. Farklıdırlar ve ihtiyaçları artmıştır. Bu kapsamda tabii ki yeni kuramlar ve yaklaşımlar da eğitim programlarımızı yönlendirmektedirler.
Ö.Irmak – Bu yeni kuramlar ve yaklaşımlar hakkında biraz bilgi verebilirmisiniz?.
N.Öktemer - Daniel Goleman’ ın ortaya çıkardığı EQ ( Duygusal Zeka ) bunların en önemlilerinden biridir. Duygusal Zekâ kendini harekete geçirebilme, aksiliklere rağmen yoluna devam edebilme, dürtüleri kontrol ederek, doyumu erteleyebilme, ruh halini denetleyebilme, sıkıntıların düşünmeyi engellemesine izin vermeme, umut besleme ile kendini gösterir. Herhangi bir uyarıya karşı gösterilecek tepki, akıl zihninden önce duygusal zihin tarafından algılanır. Biz de bu kuramın gerçekliğine inanarak duygusal gelişim etkinliklerimizi sürdürmekteyiz. Çalışmalarımız arasına aldığımız diğer bir konu ise çoklu zekâ uygulamalarıdır. Howard Gardner bireylerde zekânın farklı türleri bulunduğunu ve her bir zekâ türünün içinde farklılaşan derecelerde yetenek bulunduğunu ileri sürmüştür. Bunlar, Dilbilimsel, mantıksal, matematiksel, görsel, uzamsal, bedensel, kinestik, müziksel, ritmik, kişiler arası içseldoğa zekâsıdır. Bu anlamda zekâ gelişimi açısından çocuklara yapmamız gereken, onlara zengin fırsatlar sağlamak ve onların içsel motivasyonunu desteklemektir.
Biz tüm çalışmalarımızda bilimselliğe özen gösteririz. Bu doğrultuda, Piaget’nin bilimsel Gelişim Kuramı daima önde gelen yol göstericimiz olmuştur. Piaget’ ye göre çocuğun öğrenmesinde otonomi ( kendi kendini yönetme) çok önemli bir faktördür. Bu konuda Piaget şöyle demektedir: ”Etkin bir okul ancak çocukların gerektiği için değil, kendileri istediği için çaba göstermelerini ve başkaları tarafından hazırlanan bilgiyi kabul etmek yerine kendi akıllarını kullanarak, özgün çalışmalar yapmalarını sağlayabilirse, zekâ yasalarının tümüne saygı gösterilmiş olunur”. Bu kuram doğrultusunda sağladığımız çocuk merkezli etkin öğrenme ortamında çocuklarımızın bedensel, sosyal, bilişsel, ve duygusal gelişimlerini en doğru biçimde yönlendiriyoruz.
Ö.Irmak – Bu şekilde bir çok sistemi birleştirerek kullanmanızın sebebi nedir. Var olan kuramlardan birini kullanmak daha kolay değilmi sizce?...
N.Öktemer – Biz bu eğitim sistemlerini kullanırken, çocuğun doğumdan bize gelinceye kadar geçirdiği dönem ile okul öncesi dönem sonunda ilkokulda geçireceği dönemleri göz önüne almaktayız. Zira salt çeşitli isim altında uygulanan programlar öncesiz oldukları ve ilköğretimde devam edilemediği için fazla geçerli olamazlar. Biz bu yüzden, High Scope ve Montessori destekli klasik programları tercih ediyoruz. Tabii bu uygulamalar yapılırken duygusal zekâ gelişimi, Çoklu Zeka Kuramı ışığında yapılan çalışmalarla aynı zamanda Piaget’nin gelişim kuramı doğrultusunda yol alıyoruz. Böylece sağladığımız çocuk merkezli etkin öğrenme ortamında çocuklarımızın bedensel, sosyal, bilişsel ve duygusal gelişimlerini en doğru biçimde yönlendiriyoruz.
Ö.Irmak – Çalışanlarınız ve mesleki yeterlilikleri hakkında bilgi verebilirmisiniz?...
N.Öktemer – Çalışma ekibimiz akademik anlamda yetişmiş şu elemanlardan oluşmaktadırlar:
Pedagog, Psikolog, Çocuk Gelişimi Uzmanı, Sınıf Öğretmenleri, Yardımcı Öğretmenlerle birlikte çalışıyoruz. Branş Öğretmenlerimizi ise, Yabancı, İngilizce Öğretmeni ( Native Speaker ), Müzik Öğretmeni (ORFF yöntemi ), Bale Öğretmeni, Satranç Öğretmeni, Yaratıcı Drama ( Dramaturg eşliğinde), Folklör Öğretmeni olarak sayabilirim.
Ö.Irmak – Çalışanlarınız için işe alma konusunda ne gibi kriterleriniz bulunmaktadır?.
N.Öktemer – İşe alımlarda belirlediğimiz kriterler, öğretmenlerde, çocuk sevgisi, deneyim, mesleki beceriler, uyumdur ve bu bizim için çok önemlidir. Çocuklarla iletişim kuramayan öğretmen en üst düzey akademik kariyeri bile olsa başarılı olamazlar. Dolayısıyla bizim için çalışanlarda aradığımız, sevgi, sabır, saygı, özveri, ve samimiyet en önde gelen unsurlardır.
Ö.Irmak – Okulunuzda sağlık konusunda neler yapmaktasınız?.
N.Öktemer – Çalışan personelimiz ve okuldaki öğrencilerimiz Med Line sağlık sigortası kapsamında hizmet alırlar. Çalışanların sağlıkları periyodik olarak
yapılan kontrollerle sağlanır. Çocuklardan ise okula başlarken ve sene içinde belli süre aralıklarla Gaita testi ve Boğaz kültürü istenir.
Ö.Irmak – Az sonra okulunuzu birlikte gezeceğiz fakat biz ziyaretçilerimize okulunuzu öncelikle sizin sözlerinizle tanıtmak istiyoruz.
N.Öktemer – Okulumuz Feneryolu’nda geniş bir bahçe içinde yer alan tripleks bir binadır. Binamızı çepeçevre saran 500 metrekarelik bahçemiz vardır. Yeşillikler içindedir. Havuzlu yaz bahçemizde, yüzmenin keyfini ve yazın tadını çıkartıyoruz. Bahçemizde dikili 20 çeşit ağaç vardır. Oyuncak ve malzeme açısından tam donanımlı bahçemiz her türlü açık hava etkinliğine uygun ferahlıktadır. 450 metrekare kapalı alana sahip binamız içinde her yaş gruplarına ait ayrı salonlar vardır. Bu bölümlerde hiçbir oyuncak, oyun, şarkı adaptasyon, algılama, muhakeme zayıflığına neden olan motivasyonel çatışma oluşmamaktadır. Bu bölümlerde bilişsel kavramlar öğretilir. Bunun dışındaki etkinlik odalarımız vardır. Burada yaratıcı hareket, serbest rahatlatıcı oyun faaliyetleri ile bilişsel gelişim oyuncaklarımız farklı odalara dağıtıldığı için çocuklarımızın duygusal, bilişsel kişilik oluşumları dengeli yapılanmaktadır. Ayrı bir beden eğitimi salonumuz, sanatsal etkinlikler grubumuz, kütüphanemiz, fen ve doğa köşemiz vardır. Ayrıca müzik, drama, bale, folklör etkinliklerimizin dönüşümlü olarak yapıldığı bir salonumuz vardır. Bu salonda aynı zamanda belli zamanlarda okulumuza gelen sinema, tiyatro, kukla gösterileri gibi etkinlikler gerçekleştirilir. Yemek salonumuz da ayrı bir bölüm halinde düzenlenmiştir. Böylece toplam 16 ayrı bölümden oluşan binamızda etkin bir biçimde faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz.
Ö.Irmak – Okulunuzda hangi yaş grupları bulunmaktadır?.
N.Öktemer – 24-36 ay, 36-48 ay, 48-60 ay, 60-72 ay gruplarıyla çalışmaktayız. 24-36 ay ve 36-48 ay grupları onarkişiden oluşur. Bu gruplarda iki öğretmen görevlidir. 48-60 ay ve 60-72 ay grupları 15 kişiden oluşur. Bir öğretmen ve bir yardımcı görevlidir.
Ö.Irmak – Okulunuzda ki rehberlik çalışmaları hakkında bilgi verebilirmisiniz?.
N.Öktemer – Anaokulumuzdaki rehberlik hizmetleri, öğrencilerin bireysel farklılıklarını temel alır. Her öğrencinin kendi ilgi, ihtiyaç, becerileri doğrultusunda gelişimi esastır. Bu süreçteki temel ilkelerimiz :
-Rehberlik hizmetleri tüm öğrencilere yöneliktir.
-Öğrencilerin duyguları tanıması ve empati kurmaları desteklenir.
-Öğrencilerin gelişim dönemlerine ait ihtiyaçları belirlenerek aile ve okul işbirliği çerçevesinde karşılanması sağlanır.
-Öğrencilerin sorun çözme becerileri kullanmaları teşvik edilir.
-Öğrencilerin bağımsız davranışlar geliştirmesi desteklenir.
Bu doğrultuda çocuğun güçlü ve geliştirilmesi gereken özellikler gözlemler, çocukla yapılan bireysel görüşme, aileler ve öğretmenlerle yapılan mülakatlarla belirlenir. Çocuklarla yapılan bireysel görüşmelerde uygulanan testlerdeki amaç çocuğun tüm gelişim alanlarını tanımaktır. Bunların sonucunda ihtiyaçlara yönelik olarak bireysel ya da sınıf içi etkinlikler düzenlenir. Aileye çocuğun gelişim özellikleri, eğitim performansı, davranışları, okuldaki çalışmalar aktarılır. Aileyle birlikte ailenin evde yürüteceği uygulamalarla ilgili kararlar alınır ve destek verilir. Çocuk uygun görüldüğünde bir sağlık kurumuna yönlendirilir.
Anaokulumuzda ailelere yönelik olarak “Etkili İletişim becerileri “ grup çalışması yapılır. Haftada 2 saat olmak üzere 10 hafta süren bu çalışmalardaki amaç ailelerin çocukla olan iletişimiyle ilgili farkındalık kazanması ve farklı iletişim yollarını kişiliğine uyduğu ölçüde kazanmasıdır. Yine anaokulumuzda ailelerin ihtiyaçlarına yönelik olarak seminerler düzenlenir.
Ö.Irmak – Okulunuz gerçekten çok güzel ve içeride sıcak bir ortam var. Gördüklerimiz şu ki çalışanlar ve çocukların hepsi mutlu, neşeli. Bu sıcaklığı çalışanlarınızın az evvel anlattığınız şekildeki gayretleri ile başarmışsınız. Bu mutlu, güzel ve sıcak ortamda ne gibi etkinlikler yapmaktasınız?.
N.Öktemer– Eğitim yılı boyunca çocukların gelişim özelliklerini temel alan ve kazandırılması belli bir süreç içersinde mümkün olan gelişimsel hedeflerden yola çıkılarak saptanmış sekiz yeterlilik alanı kapsamındaki şu faaliyetler uygulanır.
- Kendisinin farkında olmanın gelişimi
- Psiko-motor becerilerinin gelişimi
- Özbakım becerilerinin gelişimi
- Duygusal özelliklerin gelişimi
- Sosyal becerilerin gelişimi
- Bilişsel becerilerin gelişimi
- Dil becerilerin gelişimi
- Estetik ve yaratıcılığın gelişimi
Bu programlar her yaş gurubu için ayrı ayrı düzenlenerek uygulanır. Bunları şöyle sıralayabiliriz,
- Oyun Etkinlikleri
- Yaratıcı El Faaliyetleri
- Anadili Etkinlikleri
- Müzik Etkinlikleri
- Drama Etkinlikleri
- Beden Eğitimi Etkinlikleri
- Fen ve Doğa Etkinlikleri
- İlköğretime Hazırlık (Okul olgunluğu kavramı etkinlikleri )
Bunlara ek olarak diğer etkinliklerimizi ise şöyle sıralayabilirim.
İngilizce, Müzik, Bale, Folklör, Yaratıcı Drama, Satranç ve Okulumuzda düzenlediğimiz Sinema, Tiyatro, Kukla Animasyonlar gibi Sanatsal Etkinliklerdir.
Ö.Irmak – Nilüfer hanım uzun yıllardır Okul öncesi eğitim üzerine çalışmaktasınız. 1973 den bu yana da sahibi olduğunuz Mavi beyaz Çocukevini çalıştırıyorsunuz. Bize hayalinizdeki Türkiye’yi anlatırmısınız. Hayallerinizi çocuklarınıza nasıl aktardığınızı da dinlemek istiyoruz sizden.
N.Öktemer – Eğitimin ne kadar büyük bir anlam taşıdığını hepimiz biliyoruz. Amaç nüfusun çoğalması ise bu konuda düşüncelerimizi gerçeğe dönüştürebilmenin pek faydası yok. Tersini düşünürsek eğitilmiş toplumlarda yetişen bireylerle ülkelerin her alanda ileride olduğunu görüyoruz.
Hayallerimdeki Türkiye’ de en önemli faktör geleceğimiz olan çocuklarımızın iyi bir eğitim almış olarak attıkları her adımda örnek alınabilecek anahtar olabilmeleridir.
Eğitim ve Öğretim… Öğretim okullarımızda veriliyor. Bunu yanında eğitimin de çok önemli olduğunu unutmamalıyız. Eğitimcilerimiz olarak bizlere ve anne babalara çok iş düşüyor. Kariyer bir şekilde elde edilir, eğitimsiz yetişkin olarak yetiştirilen nesiller ileride belki çok üst düzeylerde olabilirler, ama biliyoruz ki kişilik gelişiminin % 80 ni 6 yaş % 20 si 8 yaşta tamamlanmaktadır. 8 yaşa kadar aldığımız eğitimi ileride biraz süslemeye çalışsak da, geçmiş dönem çok önemlidir. Anne karnında başlıyor ilk eğitim, anne adayının çocuğuna dokunuşuyla, onunla konuşmasıyla ,dinlettiği müzikle başlıyor, sonra okul öncesi eğitim duygusal, sosyal, bilişsel ve öz bakım becerilerinin geliştirilmesiyle birleştirilmesiyle sürekli verilen eğitimin doğrusu veriliyor. Bütün bu eğitimleri verirken doğrularının doğru olduğunu kesinlikle savunan yetişkinleri örnek almasının çok önemli olduğunu kavramış ve o günün gecesinde “ ben neler yaptım bugün” “ne kadar doğru ne kadar yanlış yaptım” diyerek kendini tenkit edebilecek kültürle adım attığını düşünen beyinlerle dolu olmalıdır.
Özgüvenini kazanmış nesillerle hayallerimdeki Türkiye fikirlerini çekinmeden iletebilen iletişim gücünü kaybetmemiş, Atatürk İlke ve İnkılaplarına sahip çıkan Cumhuriyetçi, yolunu hedef alan nesillerle dolu bir ülke olmalıdır.
Bu aşamada da ben en büyük görevin, ciddi bir okul öncesi eğitimine düştüğü inancındayım.
Ö.Irmak – Sayın Nilüfer Öktemer eğer ki işinizle ilgili sorunlarınız var ise bu konudaki görüşlerinizi de almak isteriz.
N.Öktemer – Türkiye de okul öncesi eğitim kurumları meslekten olmayan kişilerin kuruculuğunda açılabilmektedir. En önemli sorun budur. Ayrıca müstakil yuvalar ve özel ilköğretim okulları arasında inanılmaz bir haksız rekabet vardır. İlköğretim okulları sade 60-72 aylık çocukları değil, 24 aydan itibaren çocukları almaktadırlar. Ayrıca açılmış olan yuvaların bina, malzeme, eğitici işleyiş ve yeterliliklerin bilimsel kriterlere uygunluğunun devamlı kontrolü gerekmektedir.
Sohbetimizin sonuna yaklaşmıştık ve kendisine sorduğumuz Okul öncesi eğitim ile ilgili olarak ailelere bir mesajının bulunup bulunmadığını sorduk Kendisi bize; çocukların ağzından kaleme alınmış bir mektubun kopyasını verdi, bizde size aktarıyoruz…
Sevgili Anneciğim,
Babacığım,
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Sürekli bir büyüme değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim.
Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımda küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davranacağınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır.
“Ben senin yaşındayken…” diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.
Nilüfer Öktemer hanımın uzattığı yukarıdaki içeriğin bulunduğu mektubu okuduktan sonra okulu gezmeye başlamadan önceki son sorumuzu yönelttik.
Okul öncesi eğitimcilere ve çalışanlarına da bir mesajı varmıydı?...
Kendisi bize yine dosyalarının arasından çıkarttığı bir yazıyı uzatırken, Okul öncesi eğitimcilerine düşen görevler çok yoğundur. Bu kağıtta yazılı dizelerin yolunda eğitimi gerçekleştirebilirlerse ne mutlu onlara, dedi.
Uzatmış olduğu bu kağıttakiler ise aynen şöyle idi…
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer
Öğretebilirsen ona,
Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha
değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe
duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen,
Sesiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını…
Eğer yapabilirsen,
Ona kitapların mucizelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı,
Gökyüzündeki kuşların,
Güneşin altındaki arıların,
Ve.. Yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği…
Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu
Öğret ona……
Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi……
Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini,
Ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,
Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.
Ve.. Eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip
Savaşmasını öğret…
Abraham LINCOLN
Sorularımıza almış olduğumuz cevaplar bizi tatmin etmişti.
Mavi Beyaz Çocukevi’nin sahibi Nilüfer Öktemer hanımın yapmakta olduğu işin ciddiyetine inanmış bir kişiliğinin olduğu bizi içeriye ilk davet ettiği andan ayrıldığımız ana kadar ki tavırlarından, okul öncesi eğitim hakkındaki anlattıklarından ve okulda kaldığımız süre içindeki tüm konuşmalarımızdan anlaşılıyordu.
Sohbet bittikten sonra okulun diğer bölümlerini de görmek istediğimizi söyledik kendisine. Birlikte diğer bölümlere geçtik.
Okul içinde bizi şaşırtan o kadar çok şeyle karşılaştık ki…
Öyle ki gezdiğimiz her odadaki materyallerin fazlalığı inanılmaz derecedeydi. Çocukları için sanki bir kütüphane hazırlamıştı. Öyle çok kitap vardı ki raflarda, bilim için ayırdığı köşelerde çeşitli materyallerin yanında bu konulara ilişkin kitaplar rafta hazır durmaktaydı. Okul öncesi için hazırlanmış bilimsel kitaplar, masallar, hikayeler o kadar çoktu ki…
Çocukların eğitim aldıkları sınıflar, eğlendikleri oynadıkları alanlar temiz tertipli ve belli bir düzen içinde idi.
Çocukların kişisel zekalarını geliştirip artırabilecekleri çok ama çok çeşitli miktarda oyuncaklar mevcuttu.
Günlük hayatta yaşanılan yerlerin minyatürleri bir bölümde hazırlanmış ve çocuklara oynamaları için sunulmuştu. Mutfak bölümünde ki malzemeleri gördüğümüzde çocukluğumuz aklımıza geldi gülümsedik Oda olarak hazırlanmış bir bölümde ki bebekleri görmek gerekir. O kadar çok ve şirinler ki….
Bir başka bölümde ise trafik kurallarının, işaretlerinin bulunduğu bölümdü. Oyuncak olarak aklınıza gelebilecek her türlü motorlu taşıt vardı. Bazılarının aynı olmasına rağmen birden fazla olması dikkatimizi çekti. Tabii bu oyuncakların hemen yanında ise trafik kurallarını gösteren mini tabelalar duruyordu.
Çocukların film seyredip müzik dinleyebilecekleri sohbet edebilecekleri ortamda görülmeye değerdi bize göre…
Çocukların resim yaptıkları oda ise gerçekten müthiş. Resim için öyle çok ve çeşitli malzeme var ki burada…. Her çeşit boya malzemesini bir arada görebilirsiniz. O an içimizde oturup resim yapma duygusu belirdi…
Her şey çok güzeldi… Nilüfer Öktemer hanım düşüncelerimizin farkına varmış olmalı ki bize;
Bütün malzemelerin yıl içinde kullanıldığını, Ağustos ayı başında ise okulda gördüğümüz tüm malzemelerin yenilendiğini. Yıl içinde kullanılabilecek tüm malzemeleri, okul dönemi başlamadan hazırladıklarını ve sene içinde eksiklik yaşamadıklarını, oyuncakların da aynı şekilde yenilendiğini belirtti.
Nilüfer hanım yolu Feneryoluna düşen tüm anne-babaların, anne adaylarının diledikleri zaman okullarını ziyaret edebileceklerini. Tüm çalışanları ile birlikte kendisininde bundan büyük mutluluk duyacağını dile getirdi bize sohbetimizin sonunda.
3 katlı ve her bir katı güzelliklerle dolu Mavi Beyaz Çocukevinden ayrılma zamanı gelmişti.
Nilüfer hanıma, çalışanlarına ve dünya tatlısı çocuklara hoşça kal diyerek ayrılmak için izin istedik…
İşine böylesine ciddi bir şekilde dört elle sarılan kaç kişi vardır diye de şöyle bir düşündük, okuldan ayrılırken.
Eğitimci olmak gerçekten zor ama başarmak daha da zor. Nilüfer Öktemer’de zoru başaranlardan….
En kısa zamanda bizi davet eden bir başka okuldan size izlenimlerimizi anlatacağız.
Görüşmek üzere...
Tan Mavi Beyaz Çocukevi için hazırlanan bu sayfamız, 4 Ağustos 2008 den beri kez izlenmiştir.
--------------------------------------------------------------
|
|